Fast Company dergisinin düzenlediği “Dünyanın En Yenilikçi Firmaları” araştırmasında , Novartis genel sıralamada 8. , biyoteknoloji sektöründe ise 1. sırada yer aldı. Farklı pek çok sektörün katıldığı araştırmada Novartis, yeni aşı teknolojileri geliştirmesi, daha yaygın hastalıkları tedavi etmenin bir yolu olarak nadir hastalıkları hedef alması ve Ar-Ge tesislerinde çığır açıcı buluşları desteklemek için en son teknolojik mimariyi kullanması sebebiyle dünyanın en yenilikçi firmalarından biri bulundu.

Aşağıda yer alan firmaların her biri, siyasetten teknolojiye, enerji ve ulaşıma; pazarlamadan perakende, sağlık ve tasarıma kadar değişik alanlarda yenilikçi düşünce ve yaratıcı icraatın gücünü ve potansiyelini temsil ediyorlar.
Ar-Ge faaliyetlerinin odağına nadir hastalıkları ve biyoteknolojiyi yerleştirerek, H1N1 ve benzeri hastalıklara yönelik aşılar da dâhil olmak üzere, yeni buluşlar konusunda hummalı bir çalışmanın içerisine giren Novartis , yalnız 2009 yılında dokuz ilacı için FDA onayı aldı. Novartis Dünya Başkanı Daniel Vasella dünyanın üçüncü büyük ilaç üreticisinin ulaştığı bu başarıyı şöyle izah ediyor:
FC: İlaç firmalarının çoğu büyük hastalıkları hedeflerken Novartis nadir hastalıklara odaklanıyor? Nasıl bir strateji izliyorsunuz?
Geleneksel açıdan baktığımızda, eğer bir ilacın kar, pazar payı ve büyüme potansiyeli yoksa o ilaç portföye alınmaz. Ne var ki, iyi tedavi edilemeyen hastaların yaşamlarında önemli bir iyileşme sağlamak mümkün olduğunda, biz pazarın büyüklüğüne bakmadan harekete geçeriz. Belli en uç mekanizmalara sahip model bir hastalık buluruz ve bir ilaç uygularız. Olumlu etki sağlandığında diğer (benzer moleküler yolakları olan) hedeflere yöneliriz. Örneğin, Ilaris, ilk başta doğuştan korkunç döküntüleri ve ateşi olan hastalardan oluşan dar bir hasta tabanına yönelikti. Tedaviyi uyguladığımız ilk hastada belirtiler kayboldu. Şu anda Ilaris gut için de işe yarıyor gibi görünmekte. Adım adım, yeni bilgilere ulaşıyoruz.
Yani, nadir bir hastalığın tedavisine yönelik bir ilaç için başka kullanım alanları da bulunabileceği gibi cesur bir yaklaşım izliyorsunuz. Kulağa oldukça riskli ve pahalı bir yaklaşım gibi geliyor. Bu sizi rahatsız etmiyor mu?
Çığır açmak dediğiniz böyle bir şey. Eğer herkesin bildiği mekanizmaları kullanırsanız, eskiyi tekrar eder durursunuz. Tamamen yeni bir şeyler bulamazsınız. Yeni pazarlar yaratamazsınız. İster aşı, isterse ilaç olsun; Ar-Ge işine girdiğinizde parayı çıkartır ve belirsizlik payı çok yüksek projelere yatırırsınız. Aşı işine girerken almak durumunda olduğumuz kritik karar, bu bölümün para kaybetmesi halinde bunu kabul edip edemeyeceğimiz idi. Ancak, daha güzel bir gelecek yaratmak istiyorsak, kısa vadede bazı kazançlarımızdan vazgeçmek zorundayız.
Novartis
2009 toplam ciro
44,3 milyar dolar
Yenilikçi bulunma nedeni
Yeni aşı teknolojileri geliştirdiği, daha yaygın hastalıkları tedavi etmenin bir yolu olarak nadir hastalıkları hedef aldığı, Ar-Ge tesislerinde çığır açıcı buluşları desteklemek için en son teknolojik mimariyi kullandığı için.
Tersliklerle dolu yıllar alan süreçlerde ürün geliştirirken enerjinizi nasıl koruyorsunuz?
Burada, sürecin bir noktasında iptalin eşiğine gelmemiş tek bir proje bile bulamazsınız. Zor zamanları atlatabilmek için bilimsel esnekliğe ve savaşçı ruha sahip insanlara ihtiyaç duyarsınız. Yaptığımız işte hepimizin aynı hedefe odaklandığı ve daha yüksek amaçlara hizmet ediyor olduğumuz anlayışını yerleştirerek insanları birbirlerine kenetlediğinizde ortaya muazzam bir enerji çıkıyor.
Novartis’in, Frank Gehry ve diğer aydınlar tarafından tasarlanan Basel’deki kampüsünden neredeyse bir rekabet avantajıymış gibi söz ettiniz. Ne anlamda?
Eskiden sınai üretim tesisi olan bir yeri bilgi işçileri için bir alan haline getirdik. Duvarları ve göz ofisleri kaldırarak araştırmayı geliştirici bilişim, biyobilişim ve iletişim araçlarının entegre edildiği geleceğin laboratuarını yarattık. Burada Basel’deki laboratuarımızda, eldiveninizi bile çıkartmadan bir butona basarak Amerika’daki bir meslektaşınızla görüşebilir, yapıları paylaşabilir ve bunlar üzerinde tartışabilirsiniz. Büyük bir coğrafyayı kapsayan bir araştırma ağı oluşturduk.
Çocukken tüberküloz ve menenjit geçirdiniz ve kız kardeşlerinizden biri Hodgkin lenfoma nedeniyle 19 yaşında hayatını kaybetti. Yaşadığınız bu deneyimler ve bir hekim olmanız firmayı yönetme biçiminizi nasıl etkiliyor?
Dokunma, koklama ve hafıza; sonra, hasta ile empati gibi klinik deneyim unsurları çok önemli olmaya devam ediyor. Bunu kendiniz yaşamış ve ayrıca hastalık geçirmiş olmak ve bir yakınınızı kaybetmiş olmak yararlı oluyor. Sınırlarınızı görebiliyorsunuz. Tedavi edebileceğinize inandığınız bir hastanızı kaybediyorsunuz. Kaybedeceğinizi düşündüğünüz bir hastanız şifa buluyor. Sizin kontrolünüz dışında gerçekleşen bazı şeyler olduğunu anlıyorsunuz.
H1N1 grip salgını şimdiye kadar kimilerinin korktuğu kadar korkunç olmadı. Ancak, hücre temelli bir işlemle seri aşı üretimi yapmak için North Carolina’da yeni bir fabrika kurma projenize yine de devam ediyorsunuz. Bu konuda hiç tereddüdünüz yok mu?
Bir salgın tehdidi söz konusu olduğunda düğmeye basmak mümkün değil. Tehdit ortadan kalksa bile bunu yapmanız gerekiyor. Taahhüt altına girmeniz ve projeye inanmanız şart. Aksi takdirde, hiçbir zaman sonunu getiremezsiniz. Bu nedenle birkaç yıllık çaba gerektiren taahhütler altına giriyorsunuz. Yapacak bir şey yok, işin doğası bu.